Yeni Amerikan Güvenliği Merkezi’nde Donanma araştırmacısı olarak görev yapan ABD’li Deniz Binbaşı Stewart Latwin, The Hill’de «Türkiye, Orta Doğu’daki Amerikan nüfuzunun gerçek anahtarı» başlıklı bir makale kaleme aldı.

Stewart Latwin, makalede, «ABD’nin uzun zamandır Suudi Arabistan ile olan ilişkisini Orta Doğu’daki en etkili ortaklığı olarak gördüğünü, ancak Türkiye’nin hızla bölgesel bir hegemon güç haline geldiğini» öne sürdü.

Latwin, «Türkiye’nin son dönemde Batı’ya doğru kayması ve Orta Doğu’daki ortaklarıyla ilişkilerini yeniden inşa etme çabalarıyla birlikte stratejik önemi de artıyor. Eğer Amerika bölgedeki siyasi ve askeri gücünü korumak istiyorsa, bu yükselişten faydalanmalı ve Türkiye ile daha yakın ilişkiler kurmalıdır» ifadelerini kullandı.

ERDOĞAN’I «ARA BOZUCU BİR LİDER» OLARAK NİTELENDİRDİ

Latwin, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘a dikkat çekerek, «ABD açısından bakıldığında ara bozucu bir lider olarak resmi ilişkilerin sürdürülmesini zorlaştırıyor. Otoriter ve çoğu zaman acımasız liderliği Batı’nın demokratik ilkelerine ters düşmektedir. Öngörülemeyen doğası politikalarının tahmin edilmesini zorlaştırıyor, zira birçok ülke ile ilişkileri gerdi ve yeniden kazandı» dedi.

Erdoğan’ın, «Vladimir Putin ile yakın dostluğunu sürdürürken Ukrayna’daki savaşa ve Suriye’deki Rusya destekli Esad rejimine karşı çıktığını» kaydeden Latwin, «Türk ordusu, Suriye’de IŞİD’e karşı savaşa katkıda bulundu, ancak buradaki askeri saldırılarının bir kısmı Erdoğan’ın ülkesinin güvenliğine tehdit olarak gördüğü ABD destekli Kürtlere karşı savaşmak için bir cephe oldu» ifadelerini kullandı.

Erdoğan’ın, «son zamanlarda Batı ile çok daha uyumlu tutumlar sergilediğini, Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılmasına karşı çıkmaktan vazgeçtiğini ve hatta Ukrayna’nın NATO’ya girmesini desteklediğini» dile getiren Latwin, şunları kaydetti:

«Erdoğan’ın, Avrupa’ya karşı yumuşaması birkaç faktöre bağlanabilir: Türkiye’nin ekonomik sıkıntıları; Prigojin’in, Putin’in itibarını zayıflatan ayaklanması ve Erdoğan’ın Mayıs ayında yeniden seçilmesinin ardından daha az sert bir çizgi izleyebilmesi. Türkiye’nin Çin ile ilişkileri de büyük ölçüde Çin’in Uygurlara yönelik muamelesi nedeniyle bozuldu.»

«TÜRKİYE S-400’DEN VAZGEÇERSE, BELKİ F-35 PROGRAMINA GERİ DÖNEBİLİR»

Türkiye’nin, Orta Doğu’da izlediği normalleşme politikalarını değerlendiren Latwin, «Şimdi Türkiye ile daha güçlü bir ilişki kurma sırası Amerika’da. F-16 anlaşması Kongre’de hala bazı muhalefetlerle karşı karşıya ve bunların üstesinden gelinmesi gerekiyor. Türkiye S-400 hava savunma programını durdurmaya istekli olursa, belki Kongre F-35 programına yeniden katılmalarına izin vermeye ikna edilebilir. ABD ayrıca, Kürt güçlerini kontrol etme ve Suriye’den sınırı geçmelerini engelleme sözü verebilir. Mali açıdan da ABD, başta çelik ve alüminyum olmak üzere Türk malzemelerine uyguladığı gümrük vergilerini kaldırabilir» dedi.

«Türkiye’nin, daha fazla bölgesel güvenlik ve İsrail’de bir barış sürecini müzakere etmek için ABD ile ortaklık yapmak üzere iyi bir konuma sahip» olduğunu vurgulayan Latwin, şunları söyledi:

«Türkiye’nin Suudi Arabistan ve BAE ile ortaklığı, bu yılın başlarında bu ülkelerle resmi ilişkilerin yeniden açılmasının ardından İran ile daha yakın bağlar kurulmasına yol açabilir. Eğer ABD yeni bir nükleer anlaşmaya dönmek ya da yeni bir anlaşma geliştirmek isterse, Türkiye iki taraf arasında makul bir arabulucu olabilir. Anlaşma olmasa bile, daha güçlü bir Türkiye, İran’ı nükleer büyümesini sınırlandırmaya zorlamak için daha fazla kaldıraç sağlayabilir. IŞİD’in yeniden canlanmasından korkulduğu için Türk ordusu, örgütün olası yükselişine karşı koymada kritik öneme sahip olurken İncirlik Hava Üssü de hava saldırıları ve Suriye’nin kuzeydoğusuna giden koalisyon güçlerinin lojistiği için çok değerli olacaktır.»

«SORUNSUZ BİR ORTAKLIĞIN ÖNÜNDE PEK ÇOK ENGEL VAR»

Latwin, «ABD ve Türkiye arasında sorunsuz bir ortaklığın önünde kesinlikle pek çok engel» olduğunu savunarak, «Erdoğan’ın IŞİD’e karşı mücadeleyi desteklerken, Türk güçlerinin sınırda varoluşsal bir tehdit oluşturmayan YPG/SDG’ye saldırmasını sınırlaması gerekecek. F-16 anlaşması yeniden masada olsa da, Rus S-400 hava savunma sistemlerini satın almasının ardından 2019’da programdan çıkarılan Türkiye’nin Müşterek Taarruz Uçağı programına yeniden girmesi pek olası görünmüyor. ABD ayrıca, otoriter yönetim sicili göz önüne alındığında Erdoğan’ı açıkça desteklediği için iç muhalefetle de karşı karşıya kalacak» dedi.

«ABD’nin, Türkiye ile ortaklık kurmasının kolay bir iş olmadığını» dile getiren Latwin, «Ancak, Türkiye’nin Orta Doğu’da bir lider olarak büyümesi ve Avrupa ile yeniden odaklanan ilişkileri göz önüne alındığında, ABD’nin bölgedeki etki düzeyini koruması için Türkiye ile bir ortaklık yapması gerekir» ifadelerini kullandı.



Source link

Por admin2